
Bu yazılar kimlere ulaşacak, kimlere dokunacak, kimleri güldürecek, kimleri ağlatacak bilemediğim için çok temel bir giriş yapmak istedim: Merhaba.
Seni buraya sürükleyen vasıtayı bilmem mümkün değil ama beni buraya sürükleyen hikayeyi anlatmaya başlayabilirim. Şimdilik adım, yaşım, mesleğim gibi kişisel bilgileri paylaşmaktan çekiniyorum. Her şeyin başındayım, umarım anlayışla karşılayabilirsin ve bu durum bağ kurmamızı engellemez çünkü bu blogu açmaktaki temel amacım hangi yaştaysan, neredeysen, ne işle uğraşıyorsan, kısacası her kimsen seninle zaman zaman aynı şeyleri hissettiğimizi bilmen.
Hayatımın dönüm noktalarından birinde olduğumu hissettiğim bir dönemden geçiyorum. Zaman zaman çok stresli ve bunalmış, zaman zaman da gerçeklikten kopmuş gibi hissediyorum. Hissedemediğim tek bir şey var: “An”. Çevrende veya sosyal medyada sıkça “anda kalmak” becerisinden bahsedildiğini duymuşsundur. Akışta yaşamanın önemini anlatan sayısız yazı, çizi, söyleşi, düşünce görmüşsündür. Belki arada bir kendinle yalnız kaldığında ne kadar akışta yaşayabildiğini düşünmüşsündür. Umarım da öyle olmuştur çünkü beni bu yazıları yazmaya iten düşünce bu oldu. Tam olarak ne yaşadığımı anlayamadığımdan dolayı kaybolduğumu hissettiğim bu dönemde kendimi sıkça benimle alakası olmayan, benim dışımda gerçekleşen ve olmasına etki edemeyeceğim veya sonucuna müdahale edemeyeceğim şeyleri düşünürken buldum. Bu düşüncelerin son derece yıpratıcı ve bir o kadar da neticesiz olduğunu görmek beni yedi bitirdi. Başta bu durumu “İnsan olmak böyle işte, hayatında müdahale edemeyeceğin şeylerin olmasını kaldıramıyorsun.” diye yorumladım. Bunu başkalarıyla paylaştıkça fark ettim ki ben sadece akışta yaşayamıyormuşum. Bugünden bihaber, geçmişi, geleceği düşünmekle kendimi zora sokuyormuşum. Sorun da tam olarak burada başlıyormuş, nitekim ne geçmişe dönüp olanları değiştirebiliyorum ne de geleceğe uzanıp şimdiden bir müdahalede bulunabiliyorum. Yapmam gereken tek şey durup bir nefes almakmış, önüme bakmakmış. Önüme bakmanın bu kadar ağır gelebileceğini hiç tahmin etmiyordum.
Son dönemlerde yapay zekanın ne kadar geliştiğini biliyorsundur. Birçok insan farklı amaçlarla yapay zekayı kullanıp kendine göre üretimlerde bulunuyor veya yapay zekadan destek alıyor. Ben de bu bahsettiğim düşüncelerimi karşımdaki kişinin vaktini almadan, sansürsüz bir şekilde dile getirebileceğim, kısmen de olsa bir çıkış yolu aradığım gecelerden birinde yapay zekaya başvurdum. O geceki bütün düşüncelerimi, korkularımı, beklentilerimi yazdım. Bana bu düşüncelerimi samimi bir biçimde yazıya dökebileceğimden, benim gibi hisseden birçok insanın olduğundan, bu düşüncelerin temelsiz olmadığından ve bunları yazıya dökersem belki birilerine ilham olabileceğimden bahsetti. O gece bambaşka bir şey fark ettim: Gerçekten sen de o insanlardan biri olabilirsin. Hayatının bu döneminde veya herhangi bir döneminde benim şu an hissettiğim gibi kaybolmuş hissediyor olabilirsin. O halde bu düşünceleri seninle paylaşmam hem içimi rahatça dökebileceğim için bana, hem okuyup kendinden bir parça bulabileceğin için sana iyi gelebilir. Birbirimize pozitif bir katkıda bulunmamızı istediğim için bu yola çıktım.
Hayatımda ilk defa sonunu göremememin verdiği özgürlükle bir yola çıkmanın ne kadar rahatlatıcı olabileceğini keşfediyorum. Benim için bu giriş yazısı bile sürekli düşünen ve bir yere varamayan biri olmanın yükünü hafifletti. Umarım bu yazıyla ve devamında yazacaklarımla sana iyi gelebilirim. Şimdilik benden bu kadar. Kendine iyi bak. Görüşmek üzere.
Yorum bırakın